Menu

Muhafazakar Kadınların Reytingi

 

 

Prof. Dr. Sabri EYİGÜN  Haber7 Eklenme: 11 Mart 2013,  8,646 Okunma

Muhafazakâr kimliği ile tanınan veya öyle tanıtılan kadınlar, son yıllarda farklı nedenlerle medyada sıklıkla yer almaya başladılar. Her programın en çok dikkat çeken nesnelerinden biri oldukları gibi, bazen de söz ve eylemleriyle önemli bir öznesi konumuna geldiler.

Peki, ne oldu da daha düne kadar, “adı bile olmayan”, televizyon ekranlarında, haberprogramları dışında, gösterilmemeye özen gösterilen muhafazakâr kadınlar, şimdi medyada en çok reyting getiren bir konumuna geldiler veya getirildiler?  Konunun özellikle Türkiye‘ye özgü yaşanan değişmeler başta olmak üzere, medyaya bakan yönü olduğu gibi, yeni muhafazakâr kadın olgusuyla da yakından ilgisi vardır.

Muhafazakâr kadınların medyada bu denli gündeme gelmelerinde hiç şüphesiz, Türkiye’de yaşanan normalleşme süreci etkili oldu. Bu süreçte üzerlerindeki baskının kalktığını hisseden kadınlar,  medya sektörü başta olmak üzere sosyal hayatın birçok alanında görünmeye başladılar. Özellikle 28 Şubat sürecinin etkisiyle geri planda durmak zorunda bırakılan muhafazakâr kadınlar,  adeta geçmişi bir an önce telafi etme sabırsızlığı içinde, olmaları gereken yerden de bir adım öne geçme yarışı içine girdiler.  Daha önce “yok sayılan”, kale alınmayan, gündeme getirilmekten çekinilen bir “güruhken”  şimdi örgüt kurup bir sivil toplum kuruluşu olarak gazeteci Ahmet Hakan’la ortak sorunlarını konuşur duruma geldiler.

Muhafazakâr kadınların günümüz medyasında daha fazla görünür olmalarında,  medyanın takındığı yeni bakış açısı ve algının da rolü büyüktür. Çünkü aslında onlar her zaman var olmalarına rağmen,  medya onları yeni fark etti ve ekrana taşıdı. Ayrıca kişi öncelikle görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar algı biçiminde olduğu gibi, “Türkiye muhafazakârlaşıyor”, söylemlerinin de etkisiyle medyanın dikkatini, öncelikle dış görünüşleriyle kendilerini belli eden muhafazakâr kadınlar daha çok çekmeye başladılar. Doğrusu, medya da onları ekrana taşıma cesaretini kendinde yeni buldu.

Tüm bu yeni bakış açısı ve algının sonucu olarak, hep aynı tipleri ekranda görmeye alışmış olan muhafazakâr seyirci, alışılmışın dışında farklı olanı gördükçe, programları ilgiyle takip etmeye başladı. Yarışma programlarında muhafazakar görünümlü kadınların kazanmasını aynı zamanda kendi başarısı gibi algıladı.

Konunun doğrudan bazı muhafazakâr kadınlara bakan yönü de vardır ki işte bu, konumuz açısından çok daha önemlidir. Çükü bu görünürlüğün ve gündeme getirilmenin altında kadınların, muhafazakâr (!) açılımları önemli bir rol oynamaktadır. Daha önce genellikle aynı camiadan, yakın düşünce ve fikir gruplarından olmalarına karşın, “ileri demokrasinin getirdiği özgürlük atmosferinin” sağladığı rahatlıktan olsa gerek, muhafazakâr kadınlar farklılaştılar ve çeşitlendiler. Dış görünüşleri itibariyle“muhafazakâr” giyim biçimini tercih etseler bile, düşünce ve ideoloji olarak birçok eğilim içinde yer alabilecek, hatta feminist kuramlarda ancak gündeme gelebilen düşünceleri rahatlıkla paylaşabilecek bir başkalaşma yaşamaktadırlar.

Post-modern paradigmanın oluşturduğu yozlaşma kültürü içinde, muhafazakâr kadınların konuştukları konular da değişti. Artık bazıları, “dini duyarlılık temelinde” ele alınan konulardan sıkılmış olmalı ki, reyting getirdiğine inandıkları cinsellik başta olmak üzere, mahrem konularda feminist hassasiyetlere(!) bağlı kalarak açılımlar yapmaya başladılar. Nitekim bu söylem biçimiyle de her sözleri manşetlere taşınıyor, gazetelerin magazin sayfalarında daha fazla yer bulabiliyor.

Bazıları bu reyting ve popülarite hevesine kendisini öylesini kaptırmış ki, renkli ve çok sesli medyamızın ilgisine mazhar olmak için, aile, kadın-erkek eşitliği, annelik gibi konularda ancak en radikal feministlerin gündeme getirebildiği konularda da yorumlar yapmaktadırlar.

Başörtüsü içinde,  erkek egemen toplumda biraz kadın olmaktan gelen özgüven eksikliği ve mahcubiyet duygusu, biraz da edep ve hayâ duygusu ile “kırmızı çizgileri” kalın olan muhafazakâr kadınları medya pek sevmiyordu, şimdi de sevmiyor.   Ancak  “çizgileri silik” olan ve hemcinsleri çağdaş kadınlar (!) ve magazin dünyasının renkli erkek figürleri gibi rahat konuşan, konuşmalarıyla “gündem yaratan” başörtülü kadınlara bunun için daha çok ilgi gösteriyor

 

No comments

Bir cevap yazın

Sosyal Medya Sayfalarım

Günün Videosu